Günün Sözü

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir Mevlana
 
Savaştan Geriye Kalan Gazze PDF Yazdır E-posta
Salı, 14 Temmuz 2009 10:04

Savaştan ne kaldı ki geriye: Yıkık dökük binalar ve cesetler…

Ama o cesetler içinde öyle göze batanları vardı ki; ağlamadık ne göz, yapılan vahşete utanmayan ne yüz kalırdı… Ve onlar, Gazze’nin küçük çocuklarıydı…

GAZZE’NİN ÇOCUKLARI

Onlar;   Gazze’nin küçük masum çocukları…

Onlar oyun oynamayı, yaramazlık yapmayı yahut şeker, çikolata yemeyi düşünen şirin çocuklardı…

Onlar anne sıcaklığından başka bir sıcaklık tatmamış; sevgiye, şefkate muhtaç çocuklardı…

Sabah kalktıklarında düşündükleri tek şey; aç olan karınlarını doyurmak ve anne sevgisini yüreklerine alıp özgürlüğe doğru yol almak, sokağa çıkmaktı…

Dinlemek istedikleri tek şey; eğlenecek ve coşacak müzik dinlemek, doyasıya oynamaktı…

Korkuları da vardı her çocuk gibi ama masumca…

Düşüp yaralandığında annesinin onu şefkatle azarlamasından, elbisesini kirletip annesini üzmekten, geç kalmak endişesiyle babasını sinirlendirmekten korkarlardı her çocuk gibi…

Ya şimdi…

Onlar, artık savaşın çocukları…

Gazze öldü onlar için, çocukluk anıları öldü… Artık savaş vardı beyinlerinde…

Masum, neye uğradıklarından bihaber şaşkın yaşıyorlar artık, tabii yaşıyorlarsa ve yaşamak denirse buna…

Artık oyun oynayacak oyuncakları yok; dahası oyun oynayacak yerleri yok…

Bırakın şekeri, çikolatayı; içecekleri su, yaralarını saracak merhem en önemlisi de rahatça alacak havaları yok…

Anne sıcaklığı yerine, savaşın sıcak yerinde savaşın soğukluğu var şimdi onlar için…

Artık onlar, gecesi bitmeyen sabaha kalktıklarında tek düşünmek zorunda kaldıkları savaşı düşünüyorlar ve sadece bir şey istiyorlar ve dua ediyorlar:

 “Allah’ım ne olur bize yardım et, annemi babamı kardeşlerimi bana bağışla… Ne olur Allah’ım alma onları benden… Ne olur artık bitsin bu savaş…”

Duvarlarla birlikte, o çok sevdikleri özgür sokaklarda yıkıktı artık…

Birkaç yıkılmayan sokak kalmış olsa da, o da oyun oynamak için değildi…

Zira geriye kalan birkaç sokak, gücün yetmediği canilere taş fırlatmak içindi…

Onlar için oyun başlamadan bitmiş; bitmeyecek oyunlar başlamıştı…

Yeni oyunun kurallarını bilmiyorlar ki, mücadele etsinler…

Neyle oynandığını dahi bilmiyorlar… Zannediyorlar ki taş her şeye yeter…

Zaten neleri vardı ki sokakta taştan başka…

Neyi öğrenmişlerdi ki taş fırlatmaktan başka…

Hem küçücük elleri başka neyi kaldırabilir ki;   ne tüfeği ne de roket atarı…

Duymak meğer ne kötü bir şeymiş onlar için, tek temennileri sağır olmaktı belki…

Çünkü ne çirkindi o bomba sesleri…

 Ya duydukları halde sağırmış gibi davrananlara ne demeli…

Sonunda onların da küçücük yüreklerine salınan büyük korkuları var: Her başlayan günün ya bitmeyeceği ya da her an biteceği.

Onlar daha önce bu korkuyu hiç tatmamışlardı meğer ne kadar büyükmüş…

Aslında onlar için korkan başka birileri olmalıydı; bir anne, bir kardeş, bir dost…

Gelin o masum çocukların korkularını biraz da olsa biz yüklenelim; bir anne, bir kardeş ve bir dost gibi…

NASIL YARDIM ELİ UZATILMALI

Bizim elimizden ne gelir demeyelim, zira yapılan bu vahşette hepimizin suçu var.

İsrail’i bu kadar güçlü yapmamalıydık ya da İsrail’den daha güçlü olmalıydık…

Elimizden geldiği kadar İsrail mallarını almayalım ve bundan sonra elimizden gelenin en iyisini yapıp bilinçli ve güçlü Müslüman olalım…

Şuan yapmamız gereken ise; yardımları ve duaları esirgememek.  

 

 

 

 
© mervebulut.com.tr 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
E-mail: info@mervebulut.com.tr Web Tasarımı : Teknet Tasarım
  • Toplam Ziyaret : 40989    • Bugün Ziyaret :137       • IP Adresiniz | 54.158.208.189