Günün Sözü

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir Mevlana
 
TERK-İ RAMAZAN SEYR-İ BAYRAM PDF Yazdır E-posta
Salı, 14 Temmuz 2009 10:22

Kimi zaman biz orucu tuttuk, kimi zaman oruç bizi tuttu. Ama bir türlü sinirlerimizi, çenemizi, nefsimizi oruçsuz tutamadık. Oruçla gelen bazı güzel tutumlarımızı başka günlerde de tutamadık. Nedir bu tutumlarımız? Şöyle ki: İyilik yapmak, bağışta bulunmak, yardımsever olmak, paylaşımcı olmak, kendimizden daha kötü haldeki kişileri anlamak, kötü alışkanlıklarımızdan bir süre için ayrı kalmak (sigara, içki, kumar, zina…)…   Gidişini tutamayacağımız ve yılda sadece bir ay olan ramazan ayı da, artık bizi kendi dünyamıza bırakıyor ve yine nefse tutuklu günlere geçiyoruz…  

 Yeniden, sabah keyfimiz kahvaltı, ikindi yorgunluk çayı ya da kahvesi, akşam gün batımında yorgunluk yemeği yaşamımızda yerini alacak…

Yeniden olacak: nefse arzulara isteklere ve hırslara rehin; düştüğümüz zaman kalkamayacağımız günler ise vehim..

Oysa ki, ne kadar güzel hasletler bırakmıştı ruhumuzda ramazan…

Ahlakımıza değer katan huylar kazanmış, dua boyutuyla bütünleşmiştik…

Kısaca birçok şeye alışmıştık ve alışmıştım.

Alışmıştım: İftar telaşına, ramazan trafiğine, geç yemek yemeye, gecenin yarısında kalkmaya, eve gelirken oruç tutmayanlar için, kahvede sigara içip kumar oynayanlar için, ormanlık alanlarda yanlarına aldıkları mezeyle içki içenler için:

“Allahım ıslah eyle sen bunları, kişinin en sevinçli olduğu an iftar anıysa ve sen bu anda duaları kabul edeceksen, istediğim tek dua var ıslah eyle bu mücrim kullarını” duasını etmeye, ezan okunmasına rağmen herkesin sabırla eve gitmek için beklemesine, ezan okunduktan sonra el açıp iftar sevincini yaşamaya...

Alışmıştım: Restoranların, büfelerin kapalı olmasına, Üsküdar’a indiğimde lahmacun, emin önüne gittiğimde balık ekmek yememeye, çınar altında çay içmemeye…

Evet, birçok şeye alıştık ve alışacağız ramazanın da bitmesine..

Ramazan bitti ama başka bir sevinç karşıladı bizi; bayram sevinci, neşesi, coşkusu…

Bayramı en güzel şekilde idrak etmek istiyorsak, sadece çocukları izlememiz yeterli… En duru, en saf, en masum duyguları onlar yaşıyor… Onların neşeleri, neşemiz; neşemiz bizim bayramımızdır…

Bayram, gönüllerimizin coşmaya duyduğu hasret, ruhumuzun huzura, sükunete hasret duyduğu vuslat günüdür… 

Bayram, insanın insana “muhabbetten hasıl olan” kavuşma, kucaklaşma ve coşma günüdür…

Bayram, insanı hayatın negatif yönlerinden kurtaran can simididir…

Bayramın engin duygularında boğulmamız dileğiyle…

 

 

 
© mervebulut.com.tr 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
E-mail: info@mervebulut.com.tr Web Tasarımı : Teknet Tasarım
  • Toplam Ziyaret : 40989    • Bugün Ziyaret :137       • IP Adresiniz | 54.158.208.189