Günün Sözü

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir Mevlana
 
MEDYADAN DOĞAN-LAR PDF Yazdır E-posta
Salı, 14 Temmuz 2009 10:28

Annem ben küçükken bize anlatırdı babaannesinin dediklerini: Yavrularım, gün gelecek öyle bir şey icat olacak ki, buradan başka kişiler bizi alenen görebilecekler… Evet, televizyondan bahsediyordu. Biraz daha kapsamlı söylersek: Medya sektörü… Bir medya sektöründe neler olur, bu medya nasıl işler sorularını ise annemin anlattıklarının akabinde gözümüzde canlandıralım. Önce medyanın ekipleri olur,   bunlar: Haber yazmak ve haberi işlemek için muhabirleri editörleri olur, oyuncuları olur: Reyting yapmak, bazı düşünceleri izleyicilere empoze etmek ya da hakikaten izleyicileri eğlendirmek için… Reklâm danışmanları olur sektörün finansmanı olmak için…   Kısaca bu şekilde açıklayalım. Peki, sizce bu sektör ne işe yarar hiç düşündük mü? Hakikaten bizlere doğru haber vermek, bize faydalı bilgiler sunmak için mi kurdular, yoksa bu sektör üzerinden para kazanmak için mi uğraşırlar? Sadece bu alanlar için mi kuruldu?

         Bu sektörle kendi düşünceni pazarlarsın, kendi fikrindeki olayları gündeme çekersin, eğer haber müdürüysen, bak bana bunu yapma yaparsan seni haber yaparım ben gazeteciyim, seni dünya aleme rezil ederim, süründürürüm repliklerini yaparlar, medyada önemli bir mevkideyseler ve önemli bir işte bol randıman elde etmek istiyorsalar“Bak bana bunu yapmazsan senin bir açığını bulurum, seni mahvederim, ben güçlüyüm süründürürüm seni, bitiririm seni” şantajını yaparlar… Haber yanlış bile olsa, çamur at izi kalsın mantığı “canım birkaç uyarı cezasından ne olur, isterlerse para cezası versinler öderim arkam güçlü benim”,  tabi arkasına güvenen borazancıbaşı olur konusu ise ayrı bir tel… Sırtını dayadığın kaz gelecek yerler güçlüyse, onların propagandasını da yaparsın, anlayacağın bu sektörün tek kolu yok ahtapot misali, elleri her yere uzanıyor, bukalemun misali sürekli başkalaşım geçiriyorlar, bir bakmışsın mütedeyyin kesimi yörüngelerine çekmek için melek olmuşlar bir bakmışın şeytana pabucu ters giydirmişler…  

          Bir medyanın manipüle edilmiş, protesto yapan kadrosu bile olur, sen eylemini yap ben söylemini yaparım rahat ol, haber yolda… Bazen kendileri yürütemez olayı, direksiyon kilitlenir başka güçler çevirmek zorunda kalır dümeni… E onlar da o çarkın dişleri arasında sıkışmamak için o dişten biri olurlar zamanla… Para, gelsin de nasıl gelirse gelsin… Önemli mi yetim hakkı, mazlumun ahı… Nasıl olsa herkese bir mühlet verildi… Gün bu gün; devran bu devran demek varken, gerisi hava cıva… Anlaşma yaparlar siyaset adamlarıyla: Bak ben seni yükseltirim sende beni gör gün gelince… Tersi de mümkün: Bak benim halimi anlamazsan bu seçimlerde, ben de seni yakarım gün gelince… Palazlanmak için yapamayacakları şey yoktur…

          Propaganda meydanı, miting yapmanın kısa yolu, reklâm yapmanın en ekonomik olanıdır ekranlar…   En rahat savaş alanıdır burası düşünce soykırımı niteliğinde…   Denize düştüklerinde, rahatlıkla yılana sarılma yüzsüzlüğünü bile bulurlar kızarmak bilmeyen yüzlerde… Kinleri, kalplerinin en derin gözlerinde saklı, belli etmezler;  dostlukları denize düşmenin verdiği korkudur…   Yılana sarılmak masum insanlara sarılmaktan daha evladır onlar için…   Bitirmek istediler mi düğmeye basmaları, komutu vermeleri yeterlidir: Haydi saldırın… İstediklerini aldılar mı, yaktıkları ateşi alttan alıp, sırtını sıvazlar düşmanının, sevgi emareleri bırakmaya çalışırlar ekranlarda… Evet, ne olursa ekranda olur… Yani, bizim Türk halkının beyinlerinde… 

 MEDYA-ERGENEKON İLİŞKİSİ   

       Gelelim bugünlere… Şuan gündemde ne var: Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan düellosu. Bundan önce ne vardı: Ergenekon davası; Erdoğan’ın savcılığı, Baykal’ın avukatlığı. Kim istedi Ergenekon davasının çıkmasını veya kaldırılmasını? Kimler bastı düğmeye bu temizliğin engellenmesi için? Böylesi derin temizliğin çıkması neden rahatsız etti bazı medyacıları? Neden önemsenmedi bir takım medyaca, üstelik komplo teorileri ifşa olmasına rağmen bildiklerini okudular… Dağ fare doğurdu, fasa fiso dediler…   Bu davanın bir an önce bitmesi için her türlü yaygarayı kopardılar. Başkasının damarına basılınca kulak ardı, kendi damarlarına basılınca veryansın… Ekranlarda Erdoğan-Doğan kapışması yapılırken, bir yandan da Ergenekon davasını yürüten savcıyı engelleme operasyonları… Bunlardan neden bahsetmiyorlar, bu dava daha mı önemsiz? Çünkü, kendi çıkarlarına ters. Bir medya yolsuzlukların ortaya çıkmasından, çetelerin mafyaların çökertilmesinden neden rahatsız olur, neden etekleri tutuşur? Neden olacak: maskelerinin düşmesinden korkuyorlar, gerçeklerin bir bir ortaya çıkması telaşı sarıyor da ondan. 

       Ve tekrar Ergenekon gündemde… Bugün de Ergenekon operasyonunun sekizinci dalgası gerçekleşti. İşin içinde sanat dünyasından tanıdık bir sima da vardı: Nurseli İdiz… Malum medya buna da fasa fiso der fakat Nurseli İdiz’in sisi kod isimli kişiyle ilişkisini, inkâr edemez.   Çünkü sisi, 28 Şubat’ın senaristlerinden biri.   Nede olsa medyada yeri olan bir sanatçı(!), sahiplenilir… Zaten sahiplenen bir medya kesimi var o da kendini biliyor…   Millet artık bu oyunları yutmuyor. Bu oyunlar ancak tuluat sahnesinde yutulur…

 

 
 
© mervebulut.com.tr 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
E-mail: info@mervebulut.com.tr Web Tasarımı : Teknet Tasarım
  • Toplam Ziyaret : 40989    • Bugün Ziyaret :139       • IP Adresiniz | 54.158.208.189